Skip to content
EveryLingua All languagesDictionary
EN

Conjugation of bırakmak

  • Meaning to leave, to put down; to give up
  • Level A2
  • Pattern regular (-mak) · conjugated like çalışmak

What is special about this verb

  • From the word list: What: accusative; where: dative. “To give up smoking”: sigarayı bırakmak.

Bold and underlined: the ending. ◆ marks a form that breaks the rule.

Indicative

Şimdiki zaman (-iyor)present

benbırakıyorum
senbırakıyorsun
obırakıyor
bizbırakıyoruz
sizbırakıyorsunuz
onlarbırakıyorlar

More on this: The present in “-iyor”

Görülen geçmiş zaman (-di)completed past

benbıraktım
senbıraktın
obıraktı
bizbıraktık
sizbıraktınız
onlarbıraktılar

More on this: The definite past in “-di”

Öğrenilen geçmiş zaman (-miş)reported past

benbırakmışım
senbırakmışsın
obırakmış
bizbırakmışız
sizbırakmışsınız
onlarbırakmışlar

More on this: The reported past in “-miş”

Gelecek zaman (-ecek)future

benbırakacağım
senbırakacaksın
obırakacak
bizbırakacağız
sizbırakacaksınız
onlarbırakacaklar

More on this: The future in “-ecek”

Şimdiki zamanın hikâyesi (-iyordu)past continuous

benbırakıyordum
senbırakıyordun
obırakıyordu
bizbırakıyorduk
sizbırakıyordunuz
onlarbırakıyorlardı

More on this: What was going on: “-iyordu”

Öğrenilen geçmişin hikâyesi (-mişti)past perfect

benbırakmıştım
senbırakmıştın
obırakmıştı
bizbırakmıştık
sizbırakmıştınız
onlarbırakmışlardı

More on this: The past perfect in “-mişti”

Negative

Şimdiki zaman (-iyor) – olumsuzpresent

benbırakmıyorum
senbırakmıyorsun
obırakmıyor
bizbırakmıyoruz
sizbırakmıyorsunuz
onlarbırakmıyorlar

More on this: Questions and negatives with “-iyor”

Görülen geçmiş zaman (-di) – olumsuzcompleted past

benbırakmadım
senbırakmadın
obırakmadı
bizbırakmadık
sizbırakmadınız
onlarbırakmadılar

More on this: The definite past in “-di”

Öğrenilen geçmiş zaman (-miş) – olumsuzreported past

benbırakmamışım
senbırakmamışsın
obırakmamış
bizbırakmamışız
sizbırakmamışsınız
onlarbırakmamışlar

More on this: The reported past in “-miş”

Gelecek zaman (-ecek) – olumsuzfuture

benbırakmayacağım
senbırakmayacaksın
obırakmayacak
bizbırakmayacağız
sizbırakmayacaksınız
onlarbırakmayacaklar

More on this: The future in “-ecek”

Şimdiki zamanın hikâyesi (-iyordu) – olumsuzpast continuous

benbırakmıyordum
senbırakmıyordun
obırakmıyordu
bizbırakmıyorduk
sizbırakmıyordunuz
onlarbırakmıyorlardı

More on this: What was going on: “-iyordu”

Öğrenilen geçmişin hikâyesi (-mişti) – olumsuzpast perfect

benbırakmamıştım
senbırakmamıştın
obırakmamıştı
bizbırakmamıştık
sizbırakmamıştınız
onlarbırakmamışlardı

More on this: The past perfect in “-mişti”

Gereklilik kipi (-meli) – olumsuznecessity (must, should)

benbırakmamalıyım
senbırakmamalısın
obırakmamalı
bizbırakmamalıyız
sizbırakmamalısınız
onlarbırakmamalılar

More on this: Must and should with “-meli”

Dilek-şart kipi (-se) – olumsuzconditional

benbırakmasam
senbırakmasan
obırakmasa
bizbırakmasak
sizbırakmasanız
onlarbırakmasalar

More on this: If …: the condition with “-se”

Question

Şimdiki zaman (-iyor) – sorupresent

benbırakıyor muyum
senbırakıyor musun
obırakıyor mu
bizbırakıyor muyuz
sizbırakıyor musunuz
onlarbırakıyorlar mı

More on this: Questions and negatives with “-iyor”

Geniş zaman – soruaorist (what usually holds)

benbırakır mıyım
senbırakır mısın
obırakır mı
bizbırakır mıyız
sizbırakır mısınız
onlarbırakırlar mı

More on this: The aorist: what is always true

Görülen geçmiş zaman (-di) – sorucompleted past

benbıraktım mı
senbıraktın mı
obıraktı mı
bizbıraktık mı
sizbıraktınız mı
onlarbıraktılar mı

More on this: The definite past in “-di”

Öğrenilen geçmiş zaman (-miş) – sorureported past

benbırakmış mıyım
senbırakmış mısın
obırakmış mı
bizbırakmış mıyız
sizbırakmış mısınız
onlarbırakmışlar mı

More on this: The reported past in “-miş”

Gelecek zaman (-ecek) – sorufuture

benbırakacak mıyım
senbırakacak mısın
obırakacak mı
bizbırakacak mıyız
sizbırakacak mısınız
onlarbırakacaklar mı

More on this: The future in “-ecek”

Şimdiki zamanın hikâyesi (-iyordu) – sorupast continuous

benbırakıyor muydum
senbırakıyor muydun
obırakıyor muydu
bizbırakıyor muyduk
sizbırakıyor muydunuz
onlarbırakıyorlar mıydı

More on this: What was going on: “-iyordu”

Öğrenilen geçmişin hikâyesi (-mişti) – sorupast perfect

benbırakmış mıydım
senbırakmış mıydın
obırakmış mıydı
bizbırakmış mıydık
sizbırakmış mıydınız
onlarbırakmışlar mıydı

More on this: The past perfect in “-mişti”

Gereklilik kipi (-meli) – sorunecessity (must, should)

benbırakmalı mıyım
senbırakmalı mısın
obırakmalı mı
bizbırakmalı mıyız
sizbırakmalı mısınız
onlarbırakmalılar mı

More on this: Must and should with “-meli”

Dilek-şart kipi (-se) – soruconditional

benbıraksam mı
senbıraksan mı
obıraksa mı
bizbıraksak mı
sizbıraksanız mı
onlarbıraksalar mı

More on this: If …: the condition with “-se”

Moods

Gereklilik kipi (-meli)necessity (must, should)

benbırakmalıyım
senbırakmalısın
obırakmalı
bizbırakmalıyız
sizbırakmalısınız
onlarbırakmalılar

More on this: Must and should with “-meli”

Imperative

Non-finite forms

Example sentences from the course

Every sentence comes from this course’s word lists or grammar topics. The verb form is highlighted, and the line below says which tense and person it is.

  • Sütü kaynatıp soğumaya bırak.Boil the milk and leave it to cool.

    bırak — Emir kipi · sen

  • Garsona biraz bahşiş bıraktık.We left the waiter a small tip.

    bıraktık — Görülen geçmiş zaman (-di) · biz

  • Komşu kapıya bir not bırakmış.The neighbour has left a note on the door.

    bırakmış — Öğrenilen geçmiş zaman (-miş) · o

  • Garson adisyonu masaya bıraktı.The waiter left the bill on the table.

    bıraktı — Görülen geçmiş zaman (-di) · o

  • Kaplumbağalar yumurtalarını kumsala bırakıyor.The turtles lay their eggs on the beach.

    bırakıyor — Şimdiki zaman (-iyor) · o

  • Çocuğu arabada yalnız bırakmak çok sorumsuzca.Leaving the child alone in the car is very irresponsible.

    bırakmak — -mek (mastar)

More example sentences

  • Babam geçen yıl işini bıraktı.My father gave up his job last year.

  • Kardeşim yemeğinin yarısını bıraktı.My brother left half his food.

  • Garsona bahşiş bırakalım mı?Shall we leave the waiter a tip?

Mistakes English speakers often make

  • Wrong Arabam otoparka bıraktım, oradan yürüdüm.

    Right Arabamı otoparka bıraktım, oradan yürüdüm.

    A noun with a possessive ending is definite, so as a direct object it needs the accusative: arabamı, çantanı, anahtarlarımızı. English ‘my car’ has no case ending, but in Turkish arabam without -ı cannot be the object.

Common word combinations

  • serbest bırakmak — to set free, to release
  • mesaj bırakmak — to leave a message
  • bahşiş bırakmak — to leave a tip

Easily confused verbs

  • unutmak Leaving something behind by mistake is unutmak: Telefonumu evde unuttum.
  • durmak ‘Stop’ as in ‘stop smoking’ is bırakmak; durmak is stopping a movement.

Quick practice

5 gaps, first from the example sentences above, then from the table. Every answer counts towards your reviews.

Keep going

Verbs with the same pattern

Related grammar topics

The forms are calculated from the rules of the language — twice, in two independent ways — and checked against every hand-written form in this course. The example sentences are the course’s own.