Skip to content
EveryLingua All languagesDictionary
EN

Conjugation of bakmak

  • Meaning to look (at); to look after
  • Level A1
  • Pattern regular (-mak) · conjugated like yapmak

What is special about this verb

  • From the word list: Dative, not accusative: bana bak “look at me”. “To look after” too: çocuğa bakmak.

Bold and underlined: the ending. ◆ marks a form that breaks the rule.

Indicative

Şimdiki zaman (-iyor)present

benbakıyorum
senbakıyorsun
obakıyor
bizbakıyoruz
sizbakıyorsunuz
onlarbakıyorlar

More on this: The present in “-iyor”

Görülen geçmiş zaman (-di)completed past

benbaktım
senbaktın
obaktı
bizbaktık
sizbaktınız
onlarbaktılar

More on this: The definite past in “-di”

Öğrenilen geçmiş zaman (-miş)reported past

benbakmışım
senbakmışsın
obakmış
bizbakmışız
sizbakmışsınız
onlarbakmışlar

More on this: The reported past in “-miş”

Gelecek zaman (-ecek)future

benbakacağım
senbakacaksın
obakacak
bizbakacağız
sizbakacaksınız
onlarbakacaklar

More on this: The future in “-ecek”

Şimdiki zamanın hikâyesi (-iyordu)past continuous

benbakıyordum
senbakıyordun
obakıyordu
bizbakıyorduk
sizbakıyordunuz
onlarbakıyorlardı

More on this: What was going on: “-iyordu”

Öğrenilen geçmişin hikâyesi (-mişti)past perfect

benbakmıştım
senbakmıştın
obakmıştı
bizbakmıştık
sizbakmıştınız
onlarbakmışlardı

More on this: The past perfect in “-mişti”

Negative

Görülen geçmiş zaman (-di) – olumsuzcompleted past

benbakmadım
senbakmadın
obakmadı
bizbakmadık
sizbakmadınız
onlarbakmadılar

More on this: The definite past in “-di”

Öğrenilen geçmiş zaman (-miş) – olumsuzreported past

benbakmamışım
senbakmamışsın
obakmamış
bizbakmamışız
sizbakmamışsınız
onlarbakmamışlar

More on this: The reported past in “-miş”

Gelecek zaman (-ecek) – olumsuzfuture

benbakmayacağım
senbakmayacaksın
obakmayacak
bizbakmayacağız
sizbakmayacaksınız
onlarbakmayacaklar

More on this: The future in “-ecek”

Şimdiki zamanın hikâyesi (-iyordu) – olumsuzpast continuous

benbakmıyordum
senbakmıyordun
obakmıyordu
bizbakmıyorduk
sizbakmıyordunuz
onlarbakmıyorlardı

More on this: What was going on: “-iyordu”

Öğrenilen geçmişin hikâyesi (-mişti) – olumsuzpast perfect

benbakmamıştım
senbakmamıştın
obakmamıştı
bizbakmamıştık
sizbakmamıştınız
onlarbakmamışlardı

More on this: The past perfect in “-mişti”

Gereklilik kipi (-meli) – olumsuznecessity (must, should)

benbakmamalıyım
senbakmamalısın
obakmamalı
bizbakmamalıyız
sizbakmamalısınız
onlarbakmamalılar

More on this: Must and should with “-meli”

Question

Geniş zaman – soruaorist (what usually holds)

benbakar mıyım
senbakar mısın
obakar mı
bizbakar mıyız
sizbakar mısınız
onlarbakarlar mı

More on this: The aorist: what is always true

Görülen geçmiş zaman (-di) – sorucompleted past

benbaktım mı
senbaktın mı
obaktı mı
bizbaktık mı
sizbaktınız mı
onlarbaktılar mı

More on this: The definite past in “-di”

Öğrenilen geçmiş zaman (-miş) – sorureported past

benbakmış mıyım
senbakmış mısın
obakmış mı
bizbakmış mıyız
sizbakmış mısınız
onlarbakmışlar mı

More on this: The reported past in “-miş”

Gelecek zaman (-ecek) – sorufuture

benbakacak mıyım
senbakacak mısın
obakacak mı
bizbakacak mıyız
sizbakacak mısınız
onlarbakacaklar mı

More on this: The future in “-ecek”

Şimdiki zamanın hikâyesi (-iyordu) – sorupast continuous

benbakıyor muydum
senbakıyor muydun
obakıyor muydu
bizbakıyor muyduk
sizbakıyor muydunuz
onlarbakıyorlar mıydı

More on this: What was going on: “-iyordu”

Öğrenilen geçmişin hikâyesi (-mişti) – sorupast perfect

benbakmış mıydım
senbakmış mıydın
obakmış mıydı
bizbakmış mıydık
sizbakmış mıydınız
onlarbakmışlar mıydı

More on this: The past perfect in “-mişti”

Gereklilik kipi (-meli) – sorunecessity (must, should)

benbakmalı mıyım
senbakmalı mısın
obakmalı mı
bizbakmalı mıyız
sizbakmalı mısınız
onlarbakmalılar mı

More on this: Must and should with “-meli”

Moods

Gereklilik kipi (-meli)necessity (must, should)

benbakmalıyım
senbakmalısın
obakmalı
bizbakmalıyız
sizbakmalısınız
onlarbakmalılar

More on this: Must and should with “-meli”

Imperative

Non-finite forms

Example sentences from the course

Every sentence comes from this course’s word lists or grammar topics. The verb form is highlighted, and the line below says which tense and person it is.

  • Bu fotoğrafa bak!Look at this photo!

    bak — Emir kipi · sen

  • Kapı çaldı, bakar mısın?The doorbell rang, could you get it?

    bakar — Geniş zaman · o

  • Kusura bakmayın, sizi beklettim.I am sorry to have kept you waiting.

    bakmayın — Emir kipi – olumsuz · siz

  • Her sabah posta kutusuna bakıyorum.I check the letter box every morning.

    bakıyorum — Şimdiki zaman (-iyor) · ben

  • Akşamları çocuğa bir bakıcı bakıyor.In the evenings a babysitter looks after the child.

    bakıyor — Şimdiki zaman (-iyor) · o

  • Herkesin farklı bir bakış açısı var.Everyone has a different point of view.

    bakış — -iş (isim-fiil)

More example sentences

  • Garson bize baktı ve gülümsedi.The waiter looked at us and smiled.

  • Hasta olduğumda komşum bana çok iyi baktı.When I was ill, my neighbour looked after me very well.

  • Bir saniye, takvimime bakayım.Just a second, let me check my diary.

Mistakes English speakers often make

  • Wrong Konuşurken karşındakinin gözlerini bak.

    Right Konuşurken karşındakinin gözlerine bak.

    bakmak takes the dative: what you look at is -e/-a – gözlerine bak, bana bakma. English ‘look at someone’s eyes’ makes the eyes feel like an object, but this verb has no accusative object.

Common word combinations

  • göz ucuyla bakmak — to glance at something out of the corner of one’s eye
  • dik dik bakmak — to stare at someone
  • kendine iyi bakmak — to take good care of oneself

Easily confused verbs

  • izlemek Keeping your eyes on something for a while – a game, the sea, a child at play – is izlemek, with the accusative.

Quick practice

5 gaps, first from the example sentences above, then from the table. Every answer counts towards your reviews.

Keep going

Verbs with the same pattern

Related grammar topics

The forms are calculated from the rules of the language — twice, in two independent ways — and checked against every hand-written form in this course. The example sentences are the course’s own.